
Sayı: 7, Mayıs 2004
Merhaba,
Bizim annelerimiz çok özeldir. Onlar; güçlü, mücadeleci, dirençli ve olağanüstü sabırlıdırlar. Yaşamla ilgili alışılagelmiş beklentileri, kaygıları, üzüntüleri ve mutlulukları unutup, yerine kendilerine ve çocuklarına özgü beklentiler, değerler ve sevinçler koymayı becerebilmiş, inanılmaz insanlardır. Nelere rağmen, ne kadar güç ve nasıl gayretle anneliklerini sürdürdüklerini ancak onlar bilirler.
edinebilirdim ama, oğlumun bana çok ihtiyacı var. O bizim evimizin neşesi, gülü. Yılın annesi ödülü beni çok sevindirdi ve mutlu etti. Keşke oğlum böyle olmasaydı da ben de ödül almasaydım diye düşündüm ama, bir yandan da başka insanlar demek ki bizlere ve yaşadıklarımıza duyarsız değiller diye düşündüm.” diyor Merzuka Hanım. Biz de kendisini kutluyoruz.Annelerimizden birini önerdiği için Sayın Eser Noyan’a, Anneler Günü gibi anlamlı bir günde, çok özel bir anneyi ödüllendirdikleri için de Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği’ne sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bizim annelerimiz bütün ödüllere layıktır. Anneler gününüz kutlu olsun:)
BİLGİ KÖŞESİ:
REAKTİF BAĞLANMA BOZUKLUĞU
Bağlanma Bozukluğu olarak da bilinen Reaktif Bağlanma Bozukluğu, sıklıkla yanlış anlaşılmakta ve Bipolar Bozukluk yada Dikkat Eksikliği Bozukluğu tanıları ile karıştırılabilmektedir.
Çocukların ayrılık yaşama durumunda bırakıldığı, kabul görmediği, aileleri tarafından reddedildiği, koruyucu ailelerin sürekli değiştiği, yada fiziksel, seksüel ve duygusal olarak istismar edilerek travmatize olduğu bir çağda yaşamaktayız. Bazen fiziksel olarak yanında olan anneler bile yeterli bakımı ve dikkati vermekten yoksun olabilmektedirler.
Bu durumda, Reaktif Bağlanma Bozukluğu çocukları dünyanın güvensiz bir yer olduğunu ve çevresindeki yetişkinlerin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduklarını öğrenirler. Duygularının çevresine koruyucu bir kabuk örerler. Bu da onları yetişkinlere bağımlı olmaktan korumaktadır.
Ebeveynlere yada diğer yetişkinlere bağımlı olmaktansa; ördükleri koruyucu kabuk, çocuğun dünya ile baş etmesinde tek aracı olur. Korunmak için yalnız kendilerine bağımlı olan bu çocuklar, bu kabuğu kırmaya çalışan herhangi bir kişiyi tehdit olarak görür ve bu tehdit sadece duygusal yanına değil tüm yaşamına yönelik olarak algılanır.
İnsanlar psikolojik ve duygusal olarak gelişebilmek için diğer insanlarla bağlanma geliştirmek zorundadır. Bağlanma, anneyle çocuk arasında çocukluğun ilk birkaç yılında gelişir. Bu bağın niteliği, çocuğun hayatının diğer bölümündeki ilişkilerini belirler. Bağlanma bebeğin ilk zamanlarında annesinin, çocuğun ağlamasına, onun ihtiyaçlarını karşılayacak yanıtlar vermesiyle oluşur. Bu ihtiyaçlar; doğru besleme, yatıştırma, teselli etme, rahatlatma ve çocuğu tehlike ve diğer tehditlerden koruma ile giderilir. Reaktif Bağlanma Bozukluğu çocuklarının temel özelliği; bu bağlanmayı gerçekleştirememiş olmaları ve güven oluşturamamalarıdır. Hayatlarındaki yetişkinlerin güvenilmez olduğunu öğrenirler. Güven kavramı onlara bir şey ifade etmez. Güven olmadan da sevgi olmaz, sevgisiz de duygusal gelişme görülemez ve bunun yerini kin, nefret alır. Yaşamın ilk yıllarında, konuşmayı bile öğrenmeden önce dünyanın çok korkutucu bir yer olduğunu ve onunla baş etmek için de kimseye güvenemeyeceklerini öğrenirler.
Normal bir ebeveyn yaklaşımı Reaktif Bağlanma Bozukluğu çocukları için pek etkili olamaz. Geleneksel terapi yöntemleri de pek başarılı sonuçlar vermez. Zira, bu terapiler, çocuğun güven gerektiren ilişkiler kurma yeteneği üzerine kuruludur ki, bu da çocuğun probleminin zeminini oluşturur. Doğal olarak, spontan geliştirilen yöntemler daha yararlıdır. Bu çocukların eğitiminde, yapılandırılmış bir terapi gereklidir. Fakat bu, çocuğa sunulan psikolojik “besleme ve doyum” ile el ele gitmek zorundadır.
Reaktif Bağlanma Bozukluğu tanısı almış çocuklar iyileştirilebilir. Fakat bunu istemeleri gerekmektedir. İyileşme süresi hakkında fikir yürütmek de sağlıklı değildir. İyileştirme, sağaltım olmadan bu çocuklar, diğer insanlarla sağlıklı ilişkilere giremezler. Sıklıkla sosyopatik bir çerçeve çizerler;
vicdan gibi değerlerden ve empatiden yoksun bir kişilik yapısı geliştirirler.
NEDENLERİ:
- Annenin hamilelikte ve sonrasında uyuşturucu madde ve alkol kullanımı
- Doğum travması
- İstenmeyen gebelik
- Çocukluğun ilk üç yılında yaşanan fiziksel, duygusal, cinsel istismarlar
- Fiziksel ve duygusal reddedilme
- Anneden erken ayrılık
- Huzursuz ve gergin aile ortamı
- Sert ve tutarsız ebeveynlik
- Yaşamda, çok sık yer değişikliğine maruz kalma
- Aşırı koruyucu anne-babalık
- Yetersiz bakım ve bakıcının sıkça değişmesi
- Travmatik deneyimler
- Ağrı içeren hastalıkların nedenlerinin teşhis edilememesi, ağrının sürekli devamı
- Annenin depresyon geçirmesi
- Çok genç ya da yetersiz ebeveynlik
Otizm ve Reaktif Bağlanma Bozukluğu’nda Ayırıcı Tanı:
Reaktif Bağlanma Bozukluğu:
- Kötü bakıma maruz kalan çocuklar
- Sosyal iletişim alanında sorun
- Problemin ortaya çıktığı yaş (5 yaş öncesi)
Otizm
- Duygusal-sosyal iletişimde sorun
- Garip, tekrarlayan davranışlar
- İletişim ve sosyalleşme becerilerinde olan sorunlar ayırıcı tanıda problem yaratmaktadır. Bu yüzden teşhiste çok iyi anemnez almak gerekmektedir.
Otizm ve Reaktif Bağlanma Bozukluğu Arasındaki Benzerlikler:
- Anlamlı yüz ifadesi eksikliği
- Sözel uyarana tepkisizlik
- Fiziksel teması reddetme
- İletişimde niteliksel bozulma
- Ekolali (ses taklidi)
- Hayali oyun eksikliği
- Tekrarlayıcı davranışlar( % 40 )
Reaktif Bağlanma Bozukluğunda İyileşme Süresini Etkileyen Faktörler:
- İhmalin süresi
- İhmalin şiddeti
- Ebeveyn olma becerilerindeki kalite
- Tedaviye başlama yaşı
Tedavi:
Anemnezde sosyal iletişim alanında sorun olduğu keşfedildikten sonra,
- Aile, çocuğu nasıl yönlendireceği konusunda eğitilmeli
- Ebeveynlik becerileri artırılmalı
- Varsa, annenin depresyonu tedavi edilmeli
Eğitim sürecinden sonra, Reaktif Bağlanma Bozukluğu tanısı konmuş bir çocuk, otizmden farklı olarak, kısa sürede konuşmaya ve taklit etmeye başlar. Üç aylık tedavi programı ile sosyal iletişim alanında artma, tekrarlayıcı davranış bozukluklarında düzelme, dil becerilerinde gelişme görülmüştür.
İKİ YENİ KİTABIMIZ VAR:
- Prof. Dr. Barış Korkmaz’ın otizmi anlattığı Yağmur Çocuklar isimli kitabından sonra, ikinci eseri de yayınlandı. ASPERGER SENDROMU. Otizmin bir alt grubu olan Asperger sendromunun anlatıldığı kitap, otizm konusundaki Türkçe yayınların oldukça az olduğu ülkemizde,büyük bir eksikliği tamamlıyor.
- İş Bankası Yayınları tarafından yayınlanan SÜPER İYİ GÜNLER otistik bir çocuğun yazdığı bir roman. Kendisi, yaşamı, ailesi ile ilgili duygu ve düşüncelerini başkaları ile paylaşıyor. Otistik bireylerin dünyalarını biraz olsun kavramamız konusunda bizlere yardımcı oluyor. SÜPER İYİ GÜNLER isimli kitabı Terapi Merkezimizden indirimli olarak temin edebilirsiniz.
HABERLER:
- 26. Nisan. 2004 Pazartesi günü Nörolog Dr. Bülent Madi, bizlere ” Ergenlik Dönemi ve Cinsellik ” konulu bir konferans verdi. Çocuklarımızın ve bizlerin oldukça zor geçirdiği bir dönem olan ergenlik dönemi ile ilgili bilgi aldığımız ve sorunları tartıştığımız bu toplantı için, Dr. Bülent Madi’ye teşekkür ederiz.
- 11. Mayıs. 2004 Pazartesi günü bir konuğumuz daha vardı. Marmara Üniversitesi Özel Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Aydan Aydın ile Davranış Problemleri konulu bir toplantı yaptık. Ailelerimizin yoğun ilgi gösterdiği bu konferans için Sayın Aydan Aydın’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.
- Mart ayında İzmit Çukurovalılar Derneği’nin davetlisi olarak Kocaeli’ndeydik. 27.Mart.2004 tarihinde aileler ve eğitimcilerin katıldığı otizm konulu bir panele katıldık. Ertesi hafta sonu ise, TV 41′in konuğu olarak yaklaşık üç saat süren bir canlı yayında otizm ve eğitim konularında bilgi verdik. Özgür Kocaeli gazetesinin Pazar ilavesinde ise Vakfımızın tanıtıldığı,otizmin anlatıldığı bir ropörtaj yayınlandı. Bize bu olanağı tanıyan İzmit Çukurovalılar Derneği’ne ve TV 41 yöneticilerine teşekkür ederiz.
- Otistik çocuk ailelerinin otizm konusunda bilgilendirilmelerini ve sorunlarının paylaşılmasını amaçlayan Aile Grupları ve Kardeş Grupları çalışmaları bu dönem için tamamlandı. Eylül ayından itibaren bu etkinliklerimize daha yoğun katılımla devam etmeyi planlıyoruz. Etkinlik sorumlularımız, Psikolog Saba Başoğlu ve Psikolog Evren Yüksel’e teşekkürlerimizle…



