Bakış: Sayı 6

Sayı: 6, Ocak 2004

Merhaba,

Biz bu işe ilk başladığımızda, ellerinden tuttuğumuz çocuklarımızdan, arkamızda bıraktığımız hayal kırıklıklarımızdan ve herşeye rağmen koruduğumuz geleceğe yönelik ümitlerimizden başka hiçbirşeyimiz yoktu. İlk yola çıktığımızda, bir avuç insandık. Kendimize hedefler koyduk, amaçlar belirledik.

Beslendiğimiz kaynak, kendi yaşamlarımızdı. Bizlerin çektiği sıkıntıları başka anne babalar çekmesin istedik. TODEV böyle kuruldu.

Geçen on yıllık süre içinde, otizm nedir, otistik çocuklar nasıl çocuklardır, ailelerinin hayatları nasıldır, neye ihtiyaç duyarlar, kaygıları nelerdir, eğitimleri nasıl olmalıdır, niye ömür boyu korunmaya gerek vardır, anlattık, tekrar anlattık,kabul ettirdik, mücadele ettik, yılmadık, çok çalıştık. Bugün çocuklarımıza hizmet veren TODEV kurumları böyle ortaya çıktı.

Biz bir VAKIFIZ. Anne babalar olarak bizler, aslında çocuklarımızın olan, onlardan ödünç aldığımız bu kurumların bekçisiyiz. Geleceğe yönelik planlar yaparken hep çocuklarımıza sorarız, onlar adına çalışırız ve elde edilen her kazanımı onlara aktarırız. Herkes vazgeçse, çekip gitse bile biz vazgeçemeyiz. Çünkü mücadele ettiğimiz yer, çocuklarımızla birlikte yaşadığımız evimizin bahçesidir.

İnsan hiç evini terkeder mi?

Sevgilerimizle…

I. İSTANBUL OTİZM SEMPOZYUMU

I. İstanbul Otizm Sempozyumu, İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Otizm Birimi tarafından İstanbul Üniversitesi 550. kuruluş yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde 29 Eylül – 01 Ekim 2003 tarihleri arasında Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleştirildi.

TODEV’in ana sponsorlarından biri olarak desteklediği sempozyuma kurumumuz terapistleri de katıldılar. Sempozyumun iki temel hedefi vardı; birincisi disiplinler arası bilimsel etkileşimi sağlamak, ikincisi ise otizm konusunda toplumsal duyarlılığı arttırmak ve aileleri otizmin tanı ve tedavisi ile ilgili bilgilendirmek..

Prof.Dr. Nahit Motavallı Mukaddes başkanlığında oluşturulmuş bir kurul tarafından düzenlenen sempozyuma Türkiye’den ve uluslararası düzeyde otizm alanında değerli çalışmaları olan pek çok bilim insanı ve farklı disiplinlerden otizmle ilgili çalışan uzmanlar katılmıştır. Sempozyumda otizm başta olmak üzere yaygın gelişim bozukluklarında tanı ve tedavi yaklaşımlarında en son gelinen nokta paylaşılarak, özellikle 0-3 yaşta erken tanı ve tedavinin önemi vurgulanmış, Türkiye’de ve dünyada yapılan çalışmalar aktarılmıştır.

BİLGİ KÖŞESİ:

OYUN VE ÇOCUK : Oyun,çocuğun yaşamında çok önemli bir yer tutar. Belli bir amaca yönelik olan veya olmayan, kurallı veya kuralsız gerçekleştirilen, fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı en etkin öğrenme sürecidir. Fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişimin temeli olan, gerçek hayatın bir parçasıdır. Oyun sırasında çocuk, kendi çevresi ile uzlaşmayı, paylaşmayı, sosyal yaşama uyum sağlamayı öğrenir. Aynı zamanda oyun, kazanılan olumlu özelliklerin pekiştirildiği, geliştirildiği bir ortamdır.

Çocuklar oyun yoluyla kendilerine bir dünya yaratır ve kendi kurallarını, kendi hedeflerini belirlerler. Bu kurallar çerçevesinde çeşitli roller alır ve bu rolleri başarı yada başarısızlık duygusu hissetmeden uygulayarak deneyim kazanırlar. Oyun, çocuğun sorumluluk, güven duygularını ve diğer insanlarla
iletişimini geliştirir, dinleme, gözlemleme, taklit etme, kavram oluşumu ve sembolik anlama gibi dil gelişiminin temelini oluşturan becerilerin gelişimine de yardım eder.

Yaşlara Göre Oyunda Görülen Gelişim: Oyun biçimlerinin insan gelişimime koşut olarak farklılaştığı görülür. İlk 2-3 aylık bebeğin oyun faaliyeti; çevresindeki insanlara bakmak ve yakınındaki objeleri yakalamak üzere hareketler yapmaktan ibarettir. Bu dönem oyunlar keşif niteliğindedir. Piaget’in “‘Döner Tepki” olarak nitelendirdiği aksiyonlar, çocukların haz duymaları nedeni ile yineledikleri davranışlardır. Çevrelerindeki oyuncak ve objeleri çekerek ve çarparak onları keşfetmeye çalışan çocukların oyunları serbest ve kendiliğindendir. 2 yaşından itibaren çocuklar çevrelerini saran kültürü yansıtan ve günlük yaşamlarını canlandıran dramatik oyunlara yönelirler. Bu tür oyunlarda başlangıçta kişileştirme (bebeklerle konuşma), objeleri kullanma(bardaktan su içme) veya evcilik gibi tablolar dikkati çeker. Zamanla konular birey yada hayvanları taklit biçiminde farklılaşır. Bu aşamada taklidin önemli bir yer oluşturduğu dikkatimizi çeker. Çocuğun bu tür oyunlardaki başarısında bilgi ve yeteneklerine göre dış dünyayı tanımasının olduğu kadar, kendisine tanınan fırsat ve deneyimlerinde etkisi büyüktür. 4-6 yaşlarındaki kızlar bebeklerine farklı giysiler giydirip küçük sembolik evlerini eşyalarla süslerken, erkekler izledikleri bazı savaş serüvenlerini grup oyunlarına yansıtırlar. Bu dönem çocuklar taklit ettikleri kişilerin hareketlerini oyunlarına yansıtır ve onlarla kendilerini özdeşleştirirler.

Oyun faaliyeti tek başına ele alındığında tüm gelişime koşut olarak oyunda da belirgin bir evrim görülür. Oyundaki bu gelişim kısaca şöyle özetlenebilir:

  • Tek başına oyun: Bu oyun biçiminde çocuklar arkadaşlarıyla birlikte oynama girişiminde bulunmazlar. Çevrelerindeki obje ve oyun malzemeleriyle başbaşa kalmayı yeğlerler.
  • Başka bir oyunu izleme: Bu tür oyunda çocuk, sözlü herhangi bir ilişki kurmadan sadece diğer çocukların oyunlarını izler.
  • Paralel oyun: Aynı oyun malzemesini kullanan çocukların yanyana oynamalarına karşın, faaliyetlerini bağımsız sürdürmeleridir.
  • Birlikte oynanan oyun: Çocuklar zaman zaman birbirlerinin fikirlerinden yararlandıkları gibi, oyuncak alışverişlerinde bulunurlar. Bu oyun biçiminde çocuklar birbirlerinin hareketlerini izleme olanağı bulurlar.
  • İşbirliğine dayalı oyun: Bu oyunda temel amaç, topluca organize olarak belirli bir sonuca varmaktır. Bu amaca ulaşmak üzere çocuklar aralarında örgütlenirler. (grup oyunları)

Derleyen: Eğitimci Gülşen Yıldırım

YENİ PROJELERİMİZ VAR:

Otistik ebeveynleri ve yakınlarının karşılaştıkları zorlukları ve üzerlerindeki duygusal yükü paylaşmak, bilgi akışı sağlamak ve başa çıkma yöntemleri geliştirilmesine yardımcı olmak adına “aile eğitimi”, “etkileşim grubu” ve otistik yakını ergenlere yönelik “grup terapisi” başlatıyoruz.

Özellikle “aile eğitimi” konusunda İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’yle işbirliği yaparak çalışmalarımızı yürüteceğiz. 2004 Ocak ayı itibarıyla başlayacak olan gruplarımıza, tüm ailelerin katılımını bekliyoruz.

Aile Etkileşimi programının sorumlusu eğitimcilerimizden Psikolog Evren Yüksel.Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan arkadaşımız, halen İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde klinik psikoloji yüksek lisans çalışmalarını sürdürmektedir.

Otistik Çocuk Kardeşleri Etkileşim Grubu programının sorumlusu eğitimcilerimizden Psikolog Saba Başoğlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü mezunu olan arkadaşımız, halen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Doç Dr.Talat Parman ile birlikte ergen terapilerinde çalışıyor. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsünde yüksek lisans çalışmalarını sürdürüyor.

TODEV 3. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI:

Vakfımızın 3. Olağan Genel Kurulu 12 Ekim 2003 tarihinde yapıldı. Geçtiğimiz iki yıllık dönem içinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi paylaşıldığı toplantıda, önümüzdeki iki yıllık süre içinde görev yapacak Yönetim Kurulu da seçimle belirlendi. 7 kişilik Yönetim Kurulumuzun 5 üyesi otistik çocuk ebeveyni, 2 üyesi ise gönüllüdür.

Yeni Yönetim Kurulumuz;
Levent Aksüt: Yönetim Kurulu Başkanı
Erdal Dikmen: Yönetim Kurulu 2. Başkanı
F. Biçe Sözer: Yön. Kurulu Genel Sekreteri
Fahrünnisa Öztürk: Muhasip Üye
Ulvi Cemil Sulaoğlu: Üye
Ömer Yağcı: Üye
Emin Y. Sözer: Üye

ÇINARALTI’NDAYIZ…

Eylül ayı içinde TRT 1 yetkililerinden Vakfımıza bir başvuru yapıldı. TRT 1 kanalında yayınlanacak olan bir dizide yer alan otistik bir karakter için kendilerine danışmanlık yapmamızı istediler.

Dizinin hazırlık aşamasında; otistik karakteri canlandıracak sanatçı, dizinin yönetmeni, otistik karakterin annesini canlandıracak olan sanatçı terapi merkezi’nde ve okulda yaklaşık 2 ay süren bir çalışma yaptılar. Çocuklarımızı, bizleri tanıdılar ve yaşamlarımızı nasıl aktarabilecekleri konusunda fikir oluşturdular.

2004 Ocak ayında yayınına başlanacak dizi filmi hepimiz merakla ve sabırsızlıkla bekliyoruz.

Unutmayın adı Çınaraltı…


Erotik Hikaye Ensest Hikaye